Bez Bıraktırma

Çişimiz Tuvalete, Kakamız Tuvalete

Annelik serüvenim boyunca, düşündükçe beni korkutan 3 şey vardı;

  • Emzik bıraktırma

  • Memeden kesme

  • Bez bırakma

İlk ikisini sorunsuz halletmiş ve aslında hiç de korktuğum gibi olmadığını deneyimlemiştim ama bez bıraktırma konusu beni gerçekten korkutuyordu.

Bu yüzden Mete’ nin doğumundan 6 ay sonrasında tuvalet iletişimini araştırmaya başlamış ve her anne gibi Mete’ye bir lazımlık almıştım. Fakat biraz araştırdıktan sonra lazımlık sonrası tuvalete alıştırmakta da güçlük çekilebileceğini görünce; lazımlığı kaldırıp direkt olarak klozet adaptörü ile yola devam ettim.. Model olarak ikeanın aşağıdaki  adaptörünü tercih etmiştim. Altına da, ayaklarını koyması için yine ikeadan kaydırmaz bir tabure almıştım.
PE417614

Siz direkt bu tarz bir model de tercih edebilirsiniz.

16101_447049658689737_760901836_n

 

Bu doğrultuda; tam anlamıyla uygulamasam da kaka yaptığını her anladığımda onu tuvalete çıkarmakla başlamıştım bu işe.. Daha küçücüktü kaslarını kontrol edebilecek durumda değildi fakat bu sadece bir başlangıçtı. Onu zorlamıyor sadece kakasını yapacakmış gibi ıkındığında, altını açıp tuvalete tutuyordum.

 

Uzun süre kakasını bezine hiç yapmadı. Her fark ettiğimde tuvalete götürdüm. 1 Yaşından sonra bu alışkanlığı değişti ve yaşıtı her çocuk gibi saklanarak kaka yapmaya başladı. E haliyle bizim tuvalet iletişimimiz burada sona erdi.  Zamanla saklanarak yapmayı bıraksa da, kakasını bir daha tuvalete yapmadı.

Uzunca bir süre onu gözlemlemeye devam ettim. Bu sırada araştırmalar yaptım, uzman görüşlerini okudum. Kitaplar aldım.

Özellikle ‘ Teo ‘ nun Kaka Kitabı ‘ ndan çok faydalandık. Hem Mete çok sevdi, hem biz. Kitabı bazen yazdığı gibi okudum, bazen üzerine öğrenmesini istediğim şeyleri kurgulayarak okudum.

Bunların hepsi bir hazırlık süreciydi bizim için. Düşüncelerimde 2 yaş sonrası bezi bıraktırmak vardı. Fakat o da ben de hazır olur muyduk bilemiyordum.

2 Yaşını doldurduğunda ikimizde henüz hazır değildik. Fakat havalar çok da soğumadan bıraktırmak vardı aklımda. Yine de zorlamayacak, belki de bir sonraki yaza erteleyecektim.

Derken bir gün Mete çok ateşlendi. Ateşli olduğu için bezi de dahil çıkartıp sadece atletle bıraktım onu. O gün; daha öncesinde hiç planlama yapmadan başladı serüvenimiz aslında. O güne kadar Mete’ nin çişini tutabildiğini birkaç saat yapmadan durabildiğini hiç fark etmemiştim. Belki de bezi var diye her geldiğinde yapıyordu. Ama altı açıkken daha uzun tutuyordu.

O ilk gün bir çok kez altına kaçırdı. Kiminin tamamını, kimini azıcık kaçırıp tuvalette devam etti.

Ama sandığım gibi korkutucu bir şey yoktu. Kolay öğrenecek gibiydi. Her türlü kaçırma durumu için yatağına ikeadan aldığım su geçirmez alezi sermiş, üzerine çarşafını geçirmiştim. Maratona hazırdım. Çişini yaparsa çarşafları değiştirmek için yedeklerini de hazırlayıp, ben de daldım uykuya..

Gece altını ıslatıp; korkmasını istemediğim için, 2 kez tuvalete kaldırdım. Tuvalete kalktığında bir daha uyuması zor olur diye düşünüyordum fakat yine yanılmışım. Gözü kapalı çişini yapıp, sonrasında hemen devam etti uykusuna. Beni bu kısmı gerçekten çok düşündürüyordu. Çünkü uykuya geçme süreci oldukça uzundu. Çişini yaparken uykusu açılırsa, her seferinde o süreç çok yorucu olabilirdi.

Hem konuyu daha eğlenceli hale getirmek hem de alışması için çiş- kaka temalı çocuk şarkılarından faydalandım tam bu süreçte…

Kukuli- Tut Tut şarkısı

Kukuli- Beze Bay bay şarkısı

Pepe – Çişimiz tuvalete, kakamız tuvalete şarkısı

Üçünü de çok sevdi Mete. Her izlediğinde “ Sen de çişin gelince söylemelisin “ , “ Çiş gelince ne yapıyoruz Mete ? Kukuli gibi tuvalete kadar tutuyoruz. “ , “artık beze ihtiyacın yok, bay bay bez “ gibi hatırlatmalarda bulundum.

Teo’ nun kaka kitabı da elimizden pek düşmedi bu süreçte.

Çiş kaçırma durumları için eşimle gidip; alıştırma külodu da aldık Mete’ye.. Ama pek de gerekli bir şey değilmiş. Çok işe yaradığını da söyleyemeyeceğim. Hatta ve hatta ikinci çocukta sanırım hiç ihtiyaç duymayacağım bir şey … Bir iki kez kullandım ama hem tamamını sızdırıyor hem de rahat değil. Belki de ben yanlış bir tercihte bulundum, bunu bilemeyeceğim.

2.Gün çiş kaçırmalar azaldı. En azından azıcık kaçırıp gerisini tutma kıvamına gelmişti. Şimdi yazımı okurken kakalardan hiç bahsetmemiş diyeceksiniz. Çünkü Kakayı sadece iki kez denedi, kendi de rahatsız olduğundan hemen söyledi ve kaka problemini hiç yaşamadık.

3.Gün çok daha başarılı bir gündü. Ufak kazalar dışında tuvalete yapmayı o da kabullenmişti.

Geceleri bir süre hep uyundırıp tuvalete kaldırdım.

Derkeeeennn…

Bir gece eşim uyutmak için girdi Mete’nin yanına. Uyuyunca gece kaçırmasın diye de bez bağlamış sağ olsun.

Sağ olsun buraya yazdığım, yoksa kendisine aynı tepkiyi vermedim tabi ki.

Her şeye o kadar alışan çocuğun aklını karıştırmak için harika bir adımdı bu. Ve öyle de oldu…

Gece boyunca bezine dakika başı çiş yapmış gibi ıslaklıkla uyandı. Gün boyu da “artık bezi bağlayacak mıyız yoksa tuvalete mi yapacağım ? “ gibi bir kafa karışıklığıyla her şeye sil baştan yeniden başladık.

Biraz bocalasa da 2-3 güne yeniden toparladık. Sanırım böyle bir kafa karışıklığı yaşamasa, süreç çok daha kısa olurdu.

Bez bırakma süresince; zaten Mete de hasta olduğundan ve sonra bana da bulaştırdığından bir süre dışarıya hiç çıkmadık. Hasta olmasak da bu süreci evde geçirmek en doğrusu olacaktı zaten.

İkimizde iyileştikten sonra en büyük korkularımdan birisi dışarıda ‘ çişi, kakası ‘ gelir ise ne yapacağımızdı. Bu yüzden ilk zamanlar gezmeleri elimizden geldiğince kısa tutmaya çalıştık. Zamanla daha uzun süreler çişini tutabilir hale geldiğinden, ev dışı gezmeler de sorunsuz ve stressiz geçti.

Mete kolayca adapte oldu canlar ama biz anne babası olarak daha çok zorlandık açıkçası. Çünkü dışarıya çıkmadan önce “ Çişin var mı oğlum ? “ sorusunu sormaya alışmak, ilk zamanlar sık sık “ çiş gelince söyle” tekrarlamalarına alışmak epey sürdü bizde.

Evden çıkıp arabaya binince “çişim geldi” cümlesiyle sıkça karşılaştık kısacası. Hatta aile olarak bu düzene alışmakta biz daha çok zorlandık diyebilirim.

Ama her şey de olduğu gibi bu da farklı bir deneyimdi bizim için.

Eğer bez bıraktırmayı düşünüyorsanız size tavsiyem mutlaka yanınızda yardımcı olabilecek, destek olacak birilerinin olması. Çünkü benim şansım annemin o süreçte yanımda olmasıydı. Yıkanacak giysiler, silinecek yerler açısından desteğe ihtiyacınız olabilir..

Bizim bez bırakma hikayemiz böyleydi. Bu hikayenin en keyif alacağınız kısmı renkli renkli donlar, atletler almak olacak sanırım 🙂 Benim öyle oldu.

Unutmayın bez bıraktırma konusu anne ile bebek arasında bir şey. Uzmanlar en az 2 yaşının dolması gerektiği konusunda hem fikir. 2 Yaş sonrası da biraz da sizin gözlem ve hislerinize bağlı bir durum.

Sizin serüveninizin de kolaylıklarla geçmesi dileğimle;

Bezsiz günler =)