DSC_6888

Doğum Hikayem

 

 

Hayal ettiğimden erken bir yaşta evlenmiştim ve hayallerimden erken bir yaşta da anne olmak istemiyordum. Evliliğimin her anını dolu dolu geçirmek, aklımdaki her şeyi bir bir yapmak istiyor yalnızlıktan sıkılına kadar çocuk sahibi olmak istemiyordum. Çok şükür her şey dilediğim gibi de oldu.. Evliliğimizde 4 yılı geride bırakmış, biraz da büyümüş; birçoğu için halen çok küçük olduğum yani 25 yaşıma gelmiştim.  Anne olma fikrine hala sıcak bakamıyordum. Böyle büyük bir sorumluluğun üstesinden gelebilecek miydim? Bundan sonraki hayatım boyunca bu sorumluluğu taşıyabilecek miydim? Daha ben çocuk değil miydim? Hazır mıydım bilemiyordum. Bir gün ‘evet artık bir çocuğumuz olabilir ‘ diye düşünürken; bir gün ‘yok hayır biraz daha zamanı var.’ diyorduk eşimle.

Biz bu kararsızlıktayken bir mucize konuvermişti içime.. Öğrendiğimizde sımsıkı sarıldık eşimle, evet hiç olmadığımız kadar hazırdık bu minik mucizeye yuva olmaya..

Biz bu kararı vermeye çalışırken; doğumdan eve geldiğimizde ‘ neden bunu daha önce yapmadık biz, neden bu kadar erteledik? ‘ diye birbirimize soracağımızdan da habersizdik elbette ki..

Gebeliğim tek kelime ile muhteşemdi. İlk 16 hafta bana bunu soracak olsanız berbat geçiyor diye yakınabilirdim tabi..  Çünkü her şeyden tiksiniyor, uyandığımda, herhangi bir koku duyduğumda; kısacası neredeyse her şeyden kusuyordum.. Sabah 6-7 gibi uyanır klozetle derin öğürtülerle merhabalaşır, ardından az evvel perişan halde istifra eden ben değilmişim gibi süslenir püslenir işe giderdim. Gebeliğim boyunca kendimi hiç olmadığım kadar iyi, mutlu ve pozitif hissettim.

Tüm hazırlıklar hazırdı. Artık sadece oğlum ile tanışacağım anı bekliyordum. 5+4 , 22+6, 39+1 diye saymakla bitiremediğim günler nihayetine ermişti.. Her gün bol bol yürüyüş yapıp, pilates topunda zıplıyordum J 40+0 olduğum gün doktoruma kontrole gittim..

Muayene öncesi Nst’ye bağlanmamı istedi.. Güle oynaya her hafta girdiğim Nst odasına girdim. Ebe cihazı bağladı ve başladık beklemeye.. Ebe birden telaşlandı ‘doğum başlamış olabilir!’

  • Nasıl başlar? Hayır başlayamaz, ben daha süslenip püslenmedim. Oğlumla böyle tanışmak istemiyorum. Hem daha doğum çantamı bile yanımda getirmedim. Doğuma hazır değilim, daha kız kardeşim dönmedi. Doğumumda yanımda olmayacak mıydı? Gibi şeyler dönüp duruyordu kafamda

Hooop doğumhaneye götürüp açıklık muayenesi yaptılar.. 2 cm açıklık vardı! Yeterli miydi? Sancım olması gerekmiyordu? Suyum da, nişanımda gelmemişti!

Tüm bu sorular bir anda aklımdan uçtu, yerini büyük bir heyecan almaya başladı. O büyük gün bugün müydü? Artık tanışma vakti gelmiş miydi?

Bir anda yine aklıma hastane çantam geldi.. Eşim hemen eve gidip çantamı alıp getirdi. Doğumun başladığı haberi ise hızlıca yayıldı.

O haberi eşim bu fotoğrafla vermişti.

IMG_0620

Beni odaya alıyorlar, yatışım yapılıyor. Ve bekleme süreci başlıyor..

Haberi alan ailem koşarak geliyor.. Kardeşlerim; gebeliğim boyunca hazırladığımız süslemeler ve ikramlıkları istediğim gibi yerleştiriyorlar.. Gözümde bir şey görmüyor açıkçası. Çünkü nihayetinde artık oğluma kavuşacağım.

Ebe sık sık odama gelip sancılarımı soruyor, ‘bir şey hissetmiyorum’ diyorum , gidiyor.. Bu süreçte yatmak yerine hep odada gezip, bolca yere eğilip kalkıp, normal doğum için hazırlıyorum kendimi.. Bir yandan da eşim ve kardeşlerimle eğleniyoruz. Eğleniyoruz diyorum çünkü hamileliğimin son dönemlerinde yaşadığım ufak kasılmalar gibi kasılmalar dışında farklı hiçbir şey hissetmiyorum.

Ebe arada gelip açıklık kontrolü yapıyor, nst’ ye bağlıyor ve yine sancılarımı sorguluyor. Beni dans ederken, gülüp eğlenirken görünce bozuluyor, ‘ şuan bu sancı sıklığına saçlarını yolman gerekiyor.! Diyordu..

 

 

Fırsat buldukça Doktorum odaya geliyor ve sancıları hissetmediğimi duydukça endişeli bir yüz ifadesiyle gidiyordu.

Doktorum normal doğumu destekleyen ve bu konuda bana çok güven veren bir doktordur. Bu konuda ki isteğimi de iyi biliyordu.

Ancak açıklık muayenesinde bebeğimin kafasının çok aşağıya inmemesi , benim saatler süren sancı silselesini hissetmeyişim ve açıklığın 4 cm den daha fazla ilerlemeyişi doktorumu suni sancı vermeye yönlendirmişti..

Hiç istemeyerek kabul ettim.. ( Tabi sonradan neden suyumu patlatmadıklarını hala düşünüyorum. Fakat o sırada bunlar gelmemişti aklıma.)

Suni sancı ardından sancıları hisseder hale gelmeye başlıyorum. Fakat bunlar dayanılmaz sancılar olması gerekmiyor muydu? Ben sadece hafif nefesimi kesen, karnımı kaskatı hale getiren, adeta karnımda bir basketbol topu gizlenmiş havasını veren kasılmalar yaşıyorum. Bunlar bebeğimi doğurmama yetmez diye korkmaya başlıyorum..

 

Yine saatler geçiyor..

Sabahtan beri bir şey yemediğim geliyor aklıma, canım o dakika bile bir şeyler çekiyor..

Derken saat akşam 6 oluyor. Doktorum odaya giriyor ve sezaryen ihtimalinden söz ediyor. Bebek yeterince aşağıda değil, hiçbir ilerleme kat edemedik diyor..

Ağlamaya başlıyorum..

Hayır! Hayır benim hayal ettiğim doğum bu değil diyorum. O anı yaşamak istiyorum diyorum.

Yine yaşayacaksın diyor.. Epidural yapacağız.

Siz beni keserken, bunu bile bile yapamam diyorum, genel anestezi olsun.

Hayır ! bunu yapabileceğini biliyorum diyor. Merak etme ben her dakika seninle konuşacağım. Hem hayata gözlerini ilk açtığında seni görsün istemez misin? Diyor.

Gözyaşlarıyla kabul ediyorum.

Hemen mesai bitiminde giden ekipteki eksikler tamamlanıyor. Hemşireler beni hazırlıyor.

Bense korkuyorum, titriyorum, ağlıyorum..

Korkumu evladıma kavuşacak olmanın heyecanı perçinliyor. Kavuşma anı geldi İmren diyorum.

Ailecek çok duygusalız biz, doğuma giderken hepsi ağlıyor. Bende gözyaşlarıma engel olamıyorum.

Şu an bile yazarken o heyecanı yeniden hissettim.

Ellerim titriyor..

Uzman; oturduğum yerden kafamı öne doğru eğmemi söylüyor. Bir şey hissedecekmiyim diye kendimi sesleştirirken hızlıca beni tek hamlede yatırıyorlar.

Hissediyor musun diyor? Neyi ? diye soruyorum.

Tamam başlayabiliriz diyor doktorum. Önüme yeşil bir örtü geriyorlar. Daha önce doğum yapanlardan duymuştum, çok sarsıyorlar diye.. Sarsılacak mıyım diye düşünürken, kalp atışlarımı ağzımda, kulaklarımda hissetmeye başlıyorum. Damar yolundan birşeyler veriyorlar. Sanırım sakinleştirici..

İçimden Ayetel Kürsi okuyorum.. okuyorum.. okuyorum..

Saat 19:15 …

Derken örtünün ardından bir ışık parlıyor sanki, ‘ Aman Allah’ ım işte o!’

Saçları var! Olamaz ben keltoş bir şey bekliyordum. Hafif esmerimsi teni, kıpkırmızı kalınca dudakları var.

Ben bunları düşünürken; hayatım boyunca asla unutamayacağım o sıcaklığı hissediyorum tenimde!

Ben anne oldum! Anne oldum!

Göz yaşlarım boşalıyor yine!

DSC_6896

Bebeğimi alıp, tartıyorlar 3 Kilo 860 gr geliyor. Ölçüyorlar giydiriyorlar. Her anı izliyorum. Bir yandan da inanamıyorum hiç hayalimdeki gibi değil.

Hayal ettiğimden öte, çok daha güzel bir delikanlı.. Ama neden sarışın değil diyorum. Sonradan değişebileceği gelmiyor aklıma o an.. Sağlıklı oluşuna şükredip duruyorum.

DSC_6888

Bebeğim benden önce gidiyor odaya, babası ve ailelerimizle tanışıyor.. Sonra ben geliyorum odaya, hemen emzirmek istiyorum.

Göğsümü açıyorum, acaba yapabilecek mi ? diye düşürken emmeye başlıyor. Sevinçten yine ağlıyorum. Gurur duyuyorum onunla. Dünyaya gözlerini açalı dakikalar olmuş ama ne yapacağını çok iyi biliyor..

IMAG0856

Fotoğrafçım geliyor. Oğlumu ve babasını çekiyor bol bol. Ben perişan haldeyim fotoğraf çektirmek istemiyorum. Zaten gebeliğim boyunca onca özendiğim hiçbir şeyde gözüm kalmıyor o an.. Ne lohusa tacımı takıyorum, ne de makyaj yapıyorum.

Sadece bebeğimi izlemek ve emzirmek istiyorum..

Gece gazımı çıkarıyorum, yürüyorum.. Sabah hemen çıkıyorum hastaneden.. Hastanede oda yok, çok fazla tutmak istemiyorlar. Bende evime gitmek istiyorum zaten, daha rahat ederim diyorum. Yürüyerek çıkıyorum hastaneden. Evime yürüyerek geliyorum.

Oğluma evini, odasını gezdiriyorum. Canım hiç bırakmak istemiyor. Lohusa yatağı felan açtırmıyorum anneme, iyiyim ben oturacağım diyorum ve ilk gün de dahil olmak üzere hiç yatmıyorum…

4 gün sonra herkesi eve yolluyorum. 2 hafta eşimle birlikte bakıyoruz oğluma.

Meğer benim hayatım boyunca olmak isteyebileceğim en güzel şey anne olmakmış! Kendime bundan daha önemli bir misyon yükleyemiyorum artık.

Tek dileğim var. Rabbim bu duyguyu her isteyene yaşatsın ve kimseye evlat hasreti çektirmesin..

Benim mucizeme kavuşma anım işte böyle, yazarken o anı yeniden yaşayıp yine aynı duyguları hissettim. Dilerim okurken sizde keyif alırsınız..

Sevgiler..

Not: Sezeryan doğum korktuğum gibi değildi. Ama hala onu normal doğurmayı çok isterdim. Kısmet böyleymiş, belki ikincisinde sezaryen sonrası normal doğurmaya cesaret ederim kim bilir