Sabri Ülker Vakfı – Beslenme ve Sağlık İletişimi

Geçtiğimiz haftalarda Avrupa Beslenme Vakıfları İletişim Platformunun Türkiye’ de tek üyesi olan Sabri ülker Vakfı’ nın düzenlediği Beslenme ve Sağlık İletişimi Programına katılmıştım.
Çok değerli hocalarımızdan; çok değerli bilgiler aldığımız gibi, harika da bir hafta sonu geçirdik. 2 gün Mete’den ayrı kalmak eğitim sebebiyle bile olsa bana tatil tadında geldi. Edindiğim bilgilerde her daim yoluma ışık olacak türden gerçekten.

Mesela D vitaminin bağışıklık sistemi için ne kadar önemli olduğunu biliyordum ama mantarın D vitamini kaynağını olduğunu ve hatta güneşte kurutulmuş mantarın iyi bir D vitamini deposu olduğunu bilmiyordum. Eğitimden sonra mantara bakış açım değişti diyebilirim 🙂

Bizler ben de dahil! Avrupa’da en güvenli gıda ürünlerini tükettiğimizi düşünüyoruz ama bir yandan da tükettiğimiz gıdaların sağlığımızı bozduğunu düşünüyoruz. Yapılan anket sonuçları da bunu kanıtlayacak nitelikte. Anket sonucunun  %40 ı yedikleri gıda ürünlerinin sağlıksız olduğunu düşünüyor.

Aslında bu güvensizliklerin de belli kaynakları var. Zamanında bilinçli bir şekilde yapılan sahte gıda üretimi, çıkan bazı skandal haberler, tüketicilerde de güven kaybı oluşturdu. İnsanlar artık tükettikleri gıdaların güvenilir olmadığını düşünüyor ya da şüphe duyuyor.

Güvenilir bilgiyi nereden alacağız diye düşünüldüğünde , beslenme konusunda mükemmeliyet merkezi olan yerlerden bilgi edinmek en doğrusu gerçekten! Bunlardan bazılarını saymak gerekirse;

  • Efsa Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu  www.efsa.europa.eu
  • Dünya Sağlık Örgütü ( Sağlık, beslenme, açlık gibi her konuda bilgi bulmak mümkün) www.who.int
  • Beslenme Bilimsel Danışma Komitesi (SACN) www.gov.uk
  • İLSİ Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü ( Hatta burada çok güzel bir kaynak da buldum sizler için) http://ilsi.eu/wp-content/uploads/sites/3/2016/06/CM_Healthy-lifestyles_turkish.pdf
  • British Nutrition Foundation (İngiliz Beslenme Vakfı) www.nutrition.org.uk
  • Sabri Ülker Vakfı www.sabriulkerfoundation.org

2002 yılına kadar Tek bir çerçevede toplanmış bir gıda mevzuatı yok ta ki 2002 yılında Efsa kurulana kadar.

Dünden bugüne gıda konusunda pek çok araştırmalar yapılıyor. Örneğin Ceviz tüketen insanlar daha az kalp hastalıklarına yakalanıyor ama bu ceviz tüketen insanlar kalp hastası olmazlar gibi net bir şey de söylemeye yetmiyor.

Bazı sağlıkla ilgili bilgiler ve detayları ambalajlara yazmak da bir çözüm değil, aksine detaylıca yazmak tüketicinin anlamamasına sebep olabilir deniyor.

Bu yüzden sağlıkla ilgili güvenilir bilgiye ulaşmak tüketicinin kendi elinde. Sorgulamadan, araştırmadan okuduğunuz her bilgiye güvenmeyin! Bilginin kaynağını iyice araştırın.

Programa gelecek olursak;


Program dahilinde uluslararası bilim insanları ile biz  iletişimciler Beslenme ve Sağlık İletişimi programında bir araya geldik.

Katıldığımız program Türkiye’nin ilk uluslararası sertifikalı beslenme ve sağlık iletişim programıydı ve eğitim sonunda, Almanya’nın önde gelen beslenme topluluğu Society Of
Nutrition and Food Science (Avrupa Beslenme ve Gıda Bilimi Topluluğu) tarafından
verilen sertifikayı almaya hak kazandık 🙂 Benim için gerçekten çok kıymetli bir sertifika oldu bu.

Programın ilk gününde Avrupa Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü Direktörü (ILSI Europe) Prof. Diana Banati, gıdalarla ilgili sorunlar ve tüketicilerin bu konudaki endişelerine değinerek tüketicilerle açık ve doğru iletişim kurulmasının öneminin altını çizdi. Ayrıca Prof Banati, Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) başkanlığı süresince edindiği tecrübeleri de bizlerle paylaştı.

Oxford Brooke Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Prof. Julian D. Stowell, bilimsel bilginin önemine dikkat çekerken, bu bilginin değişime uğramadan yayılması için Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde sürdürülen projelerden örnekler verdi.

Öğrenmek istediğimiz herhangi bir konu ile ilgili; edindiğimiz bilginin bize ulaştığı kaynağın ne derece önemli olduğu eğitim boyunca üzerinde durduğumuz önemli bir konu oldu.

İşte burada iletişimcilere de çok büyük görevler düşüyor. Bilgi tüketiciye en doğru şekilde ulaşmalı ve bizlerde bilgi edindiğimiz kaynakların güvenilirliğini sorgulamalıyız.

Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı’nda sağlık ve beslenme ilişkisi Hohenheim Üniversitesi Biyolojik Kimya ve Beslenme Bölüm Başkanı Prof. Hans Konrad Biesalski ve  Doğu Akdeniz Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halit Tanju Besler tarafından bizlere aktarıldı.

 

İstanbul Teknik Üniversitesi, Kimya Metalurji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Beraat Özçelik, ise gıda işleme yöntemleri konusunda çok değerli bilgiler verdi.

Avrupa Gıda Bilgi Konseyi (EUFIC) Genel Direktörü Dr. Laura Fernández Celemín, besinler hakkında sıkça karşılaştığımız efsaneler ve gerçekleri ele alan bir sunum gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Halit Tanju Besler’in sunumunda değindiği konulardan bir kısmını aşağıda sizler için ekliyorum.

——-

Türkiye’de bodurluk incelendiğinde; 6-8 yaş grubunda ortalama %8.8 (E: %10.6, K: %6.9) oranında bodurluk görülmekte olup, yaşla birlikte bu oranda azalma söz konusudur. 15-18 yaş grubunda ise ortalama %4.6 (E: %5.1, K: %4.2) bodurluk sorunu söz konusudur.

 

Kısa boyluluk durumu incelendiğinde; 6-8 yaş grubunda %14.9, 15-18 yaş grubunda ise bu oran; %20.2 olarak tespit edilmiştir. Kısa boyluluk oranlarının ve bu bireylerin düzenli izlemi büyük öneme sahiptir.

15 yaş üzeri bireylerin maalesef büyük çoğunluğu (Ortalama: % 54.6; E: %48.1, K:%61.2) inaktif durumundadır. Kadınlarımız maalesef WHO Avrupa bölgesindeki en az fiziksel aktiviteye sahip olan kadınlardır.

Tuz alımı: 15 g/gündür. 2012 WHO verilerine göre; WHO Avrupa Bölgesi ülkeleri arasında en yüksek tuz tüketimine sahip ülke Türkiye’dir.

Tuzun Azaltılmasına Yönelik 2010 Yılından Bu Yana Yapılanlar ( Ölçüler 100g içindir ) :

  1. Ekmekte kullanılan tuz oranı %25 azaltılarak 2g yerine 1,5g seviyesine indirildi.
  2. Pastırmada kullanılan tuz oranı 8.5g yerine 7g seviyesine indirildi.
  3. Pul biberdeki tuz miktarı 9g dan 7 g a indirldi.
  4. Domates salçasındaki tuz oranı 14g dan 5 g a indirildi.
  5. Zeytinde kullanılacak tuz oranı %50 azaltıarak max %8 ile sınırlandı.
  6. Peynirdeki tuz oranı kısıtlanarak, çeşidine göre 3g – 7.5g seviyesine indirildi.
  7. Tuz paketlerinin üstüne “Tuzu azaltın – Sağlığınızı koruyun” uyarısı yazıldı.

Türkiye genelinde ve tüm yaş gruplarında tüketim açığı en yüksek olan besin ögesi D vitaminidir. D vitamininin en büyük kaynağı güneştir. Gereksinim duyulan D vitamini tek başına besinlerle sağlanamaz. Maalesef ülkemizde besinlerin D vitamini ile zenginleştirilmesi konusunda herhangi yasal bir düzenleme yoktur.

——-

Programın ikinci gününde beslenme sorunlarına ilişkin bilgi ve haberin yayılmasında gazetecinin oynadığı kilit rolü ve taşıdığı sorumluluğu anlatmak hedefiyle; risk ve fayda algıları, medya iletişimi ile risk iletişimi örnekleri, bilimsel okuryazarlık gibi konular Newcastle Üniversitesi Tarım, Gıda ve Kırsal Kalkınma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Lynn J. Frewer ve Prof Diána Bánáti tarafından aktarıldı.

Program, Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Çaplı moderatörlüğünde bizlerin ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleştirilen workshop ile sona erdi.

Sabri Ülker Vakfı tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen eğitim serisinin, önümüzdeki yıl da farklı uzmanlık alanlarından katılımcılara da açık olacak şekilde devam ettirilecek olması da çok güzel bir haber.

Sabri Ülker Vakfı Hakkında:

Dünya genelinde uluslararası referans kabul edilen, güvenilir kurumlar ve platformları takip ederek, onlarla işbirliği içinde olan Sabri Ülker Vakfı, aynı zamanda Avrupa Beslenme Vakıfları İletişim Platformu’nun Türkiye’den tek üyesidir. Vakıf, 2009 yılından bu yana toplumun sağlıklı yaşam ve beslenme konularında doğru ve güvenilir bilimsel bilgiyi ulaştırmakta ve referans kurum olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.

Vakfın yakın takip ettiği referans kurumlardan bazıları ise şöyle: EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu), FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi), FAO (Amerikan Gıda ve Tarım Örgütü), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), JECFA (Amerikan Gıda Tarım Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’ nün birlikte oluşturduğu uzman komite), BNF (İngiliz Beslenme Vakfı), ILSI (Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü), EUFIC (Avrupa Gıda Bilgi Konseyi) ve ADA (Amerikan Diyetisyenler Birliği).